Ben!

Posted by Korhan Korman | | Posted on Pazar, Şubat 15, 2015

0








Ben Türkiye'de hiç bir geçerliliği olmayan, tek bir devlet görevlisinin okumadığı ve kaale almadığı change.org'da imza falan atmak istemiyorum.
Ben karısını döven komşu görürsem ona beyzbol sopasıyla dalmak istiyorum.
Ben metrobüste, metro'da, otobüste elim yanlışlıkla kimseye değer diye hazır olda beklemek, kafamı yerden kaldırmamak değil; bu sefer kafamı yerden kaldırıp yanına oturan kızı oturuşuyla dahi taciz eden hemcinslerime dalmak istiyorum.
Ben kızına "düzgün otur" derken, oğluna pipisini bana göstermesi için şirinlik yapan ebeveynlerin suratına sağlı sollu eklemek istiyorum.
Ben seyrettiğim üç reklamın birinde kadını "ya anne, ya süper pilav yapan eş" diye gösteren firmaların ürünlerinin üzerine işemek; Dünya kadınına şu;


https://www.youtube.com/watch?v=Qv_jwegGtvY

Muhteşem reklamı layık görürken; Türk halkına


https://www.youtube.com/watch?v=wZjFh0oAW4k

Bunu layık gören Orkid'i kadın arkadaşlarım boykot etsin istiyorum.
Ben "kadın" lafından bile rahatsız olan, tecavüzü meşrulaştıran, aklını seksle bozmuş, her insanlık ayıbına "ama" ile başlayan kılıflar bulan, "vajina" diyince içi geçen "sözde" Müslüman, gerçekte "sapık" olan iktidarın oy verenlerine kafa göz dalmak istiyorum.
Ben "ç.künü kopartacağız" demek yerine "kızlarımız çığlık atmayı öğrensin" diyebilen "Kadın görünümlü, Kadın ve Aile'den Sorumlu" bakanın suratına tüküremeyen kendime dalmak istiyorum.
Kurduğum her "Türk kızı" , "Aman Kadın Şoför" cümlesi için birileri de bana dalsın istiyorum.
Ben dahil erkek geçiniriz, mahkeme adaleti yoksa "o adaleti sağlamak için ne yaptık?" demeyiz. Kendime söz; diyeceğim bundan sonra! Demin yaşı benden oldukça küçük bir kız arkadaşıma "eve giderken daha dikkatli ol, haber ver" yazıp; göndermeden sildim. Ablama'da araba kullanırken sürekli "aman bulaşma v.s" diyorum. Bundan sonra o eve giderken dikkatli olmasın, ablam da bulaşsın istediğine. "Empati" mi diyoruz? En fazla dayak yerim, çok çok bıçaklanırım vurulurum. Sokmuşum change.org'a!

Nabıyonuz Keranacılar

Posted by Korhan Korman | | Posted on Cumartesi, Şubat 07, 2015

0

Yemek blogu için blogger'ı açtığım her an gözüme çarpıyor "sevişgen ördek" im. "Eskiden buralar dutluktu" ya da "nerede o eski bayramlar" diyen amcalar gibiyim.

Bunun bir versiyonu da; "zamanında bu arsaları babama 2.5 liraya vermişlerde almamış, alaymış şimdi Kim ki o Kardashian diyecekmişiz".

Memleketin yarısının babası mal, diğer yarısının babası nalburluktan cumhur'un başlığına terfi etti. Edemedi aslında. Yani adam hala nalbur, hani bir nalbur olmasa da emlakçı. Kupon arazi kovalıyor zaar. Herkesin imtihanı farklı, kiminin ki bizim gibi "ay sonu", kiminin ki bilal oğlana dert anlatmak.


Amaaan gene döndüm dolaştım girdim şu salak saçma konulara. Mütemadiyen içine "Sözcü okuyan emekli albay" kaçmış gibiyim.

Hal hatır sorayım diye giriyorum, hooop geliyor konu bir şekilde milli iradeye.

Kendimi anlatayım desem; hayatımda milyon tane değişiklik var, e hangi birini anlatayım. Sizleri sorayım desem kaç kişi oku oku bitmez..

Aslında anlatsanıza ya; valla uzun uzun anlatın napıyorsunuz, hayatınız nasıl, neler yaptınız?

Hesap Lütfen!

Posted by Korhan Korman | | Posted on Salı, Eylül 24, 2013

6

Amerikan film'lerinde görürsün;eski manitayı arayıp hesap kapatmak gibi bi'şe vardır.Biz de bir tek Teoman yapar onu 35.yaş gününde. Sonra gider evlenir, kelli felli adam olur da bizim kızlar "inanmıyoraaammm teoo evlendii" der. Bu "ben onu tanıyorum,teooo derim" kısaltmalarına da ayrıca kılım. Neyse,kafama takıldı. Şimdi blog denen şey hala var mı? Varsa "takipçi" denen şey (gavur stalker diyo buna, takip edip pandik falan atıyosun) (yalnız entellektüelliğin farkına vardın mı?) hala var mı? Varsa twitter yerine burada ses verebiliyor mu? Verebiliyorsa; verdiği ses ayağının resmini çekmek (37 yıllık ayak fetişistiyim çoğunuzun ayağı kadar çirkinini görmedim) ya da yediği yemeği paylaşmak (37 senelik yiyenim..dur lan cümle tuhaf bi yere gitti) değil se..dur dur.Aslında çok vurucu bi'şe yazacaktım ama peşimden sürüklenen halk kitlelerini merak ettim. Ona göre blog'a yazı yazıcam. Şimdi blog hala varsa ve ben hala okunuyorsam ses verin.

Toplumsal Görgü Hallerimiz

Posted by Korhan Korman | | Posted on Perşembe, Şubat 07, 2013

0






Bu ara işlerim yoğun sayılır.Daha doğrusu işsizliğin kıyısında iş yaratma çabalarımdan kaynaklı çok fazla televizyon seyredemiyorum.




Bir şey kaçırıyor muyum acaba diye çok düşünmesem de bazen rastladığım anlık görüntüler her daim beni şaşırtmaya devam ediyor.

Bü ülke'nin güzel bir yönüdür bu.Her daim şaşırabilecek yeni bir şey vardır."Daha ne kadar dibe gidebilir?" diye düşündüğünüz her haber ve her olaydan daha fazlası mutlaka vardır.

Siz "insanlar neden senelerdir hapiste?" diye sorarsınız; ertesi gün o insanları hapiste tutan tanığın aynı insanların senelerce dağda savaştığı terörist olduğunu öğrenirsiniz.

İroniler ve gariplikler ülkesidir Türkiye.

Garip bulduğum şeylerin bana batmasını arkadaşlarımın (vitaminsiz kerim) bana yakıştırdıkları "Beyaz Türk" durumuna bağlasam da,cidden en rutin kabul edilen şeylerde bile hala şaşırmayı başarıyorum.

Gündüz kuşağının ağırlıklı programları yemek üzerine.Çeşitli ablalar her gün bir yöresel kadının evine gidiyorlar ve orada 3-5 çeşit yemek yapıyorlar.Malum yemek yapmayı seven insanım,o yüzden yapılan yemeklerin temelde aynı olduğunu anlayabiliyorum.Genel anlamda galiba orada amaç yemek yapmak değil. Nursel diye bir hanım kızımız var.Bu Nursel sanırım para seven bir insan ki gittiği her ev bir saray yavrusu. Lan evlerin mutfakları benim evim kadar.Kızcağız bir soğanı yirmi altı dakika da doğrarken evin sahibi şıkırdak teyze "şimdi size yöremizin şaheseri kömbelek yapıcam" diye atlıyor.Kömbelek(temsili) orta boy bir koyundan ve 2 mandıra tereyağından oluşuyor genelde.Yapım aşamasında Nursel ve Şıkırdağın konuşmalarına baktığınızda ya 15 senelik dostlar ya da programdan sonra sevişecekler diye düşünüyorsun.

- Nursel bebeğim sen soğanı güzelce ovala.

+ Haa ovalayarak yapmamız gerekiyor kesmeyeceğiz.Görüyor musunuz ne kadar ilginç. (yalan değil kadının soğana şaşırdığını bizzat gördüm)

- Tabi tabi buna lezzeti ovalamak verir.

Arada teyze'nin kocası falan da geliyor eve.Adamın bakışlarından geliş sebepleri anlaşılabiliyor;

- Lan bu Nursel'de ufak tefek ama bunu alacannn..

- Kontrol etmezsem bizim karı üst kattaki Aysel'e hava atıcam diye buzdolabını boşaltır.

- Tilivizyonda görünek te gavede namımız ola.

Sadece kocayla sınırlı da kalmıyor.Mesela gubarak (temsili lan temsili) yapıceğiz deniyor üstüne de "gubarağın hamurunu eltim Gülcenaz çok güzel açar" diye Gülcenaz davet ediliyor.

Lan nihayetinde hamurdur açılır amma velakin burada amaç sanırım Gülcenaz'ı ezmek. "Bak ben programlara çıktım seni de yanıma yamak yaptım."

Gülcenaz'da ayrı bir görev adamı havasına girmiş, sanırsın cern'de atomun mına koyacak. İçeri girişinden oklava istemesine kadar kadında ki havayı görsen "aha da fezadan arsa aldı herhal" dersin.

En nihayetinde 0-7 yaş arası binlerce çocuğun sucuğun bile tadını bilmediği memleketin, en ucuz eğlencesi olan televizyonda bol bol yemek yapıp onu şıkırdağın bil cümle komşusuyla tüketiyorlar.

Tabi kadının hası mutfakta belli olur,nasıl belli olduğunu da ekranda göstermek lazım.Seyredenin evinde o akşam bulgur kaynayacakmış kime ne?

Aynı mantıkla; yani kadın dediğin sokakta hanımefendi,mutfakta aşçı, yatakta geyşa olacak bakış açısıyla biri de yatak programı yapsa baya tutar bence. Ya da ne biliyim Nursel kızımız bir gün bekar öğrenci evine gitsin, olduğu gibi yayınlasınlar.

Gerçi üniversite bahçesinde kız erkek yanyana oturulmasından bile "yüksek ahlakı" zedelenen bakanların ülkesinde bunlar ayıp konular.Kendi anasıyla babası mitoz bölündü zaar.

Bu yukarıda ki işin varoşik kısmı ama okumuş yazmış tayfada da durum pek değişik değil.Adına sosyal medya denen garabetin okumuş kızlarımız üzerinde ki son modası gurme'lik.

Bizim elinin altında internet olan kızlarımızın daimi bir çıkış yapma güdüsü vardır. Hiç biri kendine "at kuyruklu, koca arayan insan" sıfatını yakıştırmaz.Mutlaka kendisini diğerlerinden farklı gösterecek bir şey bulmak zorunda hisseder.

Gözlerini kör ede ede dantel işleyen anasını beğenmez de; kendisi iki çaputu birbirine bağladığında hemen twit saçar "ımmm boş zamanlarımda tasarımcılık yapıyorum" diye.Hayır işin kötüsü kendisi de çaput bağlayacak ve bunu twitleyecek kızlar sıra kendilerini de "like" lamaya gelecek diye "heey çok otantik" falan yazarlar altına.

İtalya Milano'da bizim memlekette ki kadar modacı,tasarımcı yoktur.

Bir başka versiyonundan daha önce bahsettim.Kızlarımızın arasında bir ara da "photographer" lık moda oldu, aldığı asgari ücreti 6 taksit fotoğraf makinasına gömen ablalar sayesinde memleketçe siyah beyaz cumbalı eve ve sümüğu akan çocuğa doyduk.

Son günlerde de yemek paylaşımı revaçta. Bir yerde yediğin yemeğin resmini çekip "ımmm hiç Yaşar Usta'nınki gibisini yememiştim" yazıyorlar.Amacını anlamakta zorluk çekiyorum.Yani bir tarif vermiyorsan, ilginç bir olaydan bahsetmiyorsan neden ki?

- Ben yedim sende ye paylaşımcılığı?

- Bak ne kadar sosyalim hop hop geziyorum kıskananlar -başta sevgilime göz süzen kaltak Ebru(temsili)- çatlasın?

- Bunu çıkartırken içine boncuk katıcam?

Cidden neden?Çok değil bundan bir kaç sene önce insanlara "akşam ne yediniz?" demek ayıp kabul edilirdi. Hoş bundan bir kaç sene önce yalnız gezen turist kadınlara da tecavüz edip öldürmezdik ama o kadına şiddet tamamen "ileri demokraaasi" şeysi o yüzden konudan bağımsız.

Memleketin kopuş noktası nerede oldu? Nerede bu derece görgüsüzlük prim yapar oldu yakalamak zor.

Geçen izdivaç programında bir diyalog yakaladım.Orada aday diye duran koyunlar var ya; onlara sıradan soruyor güzide mafya gelinimiz Esra Erol'umuz.

- Nasıl biriyle olmak isterdin?

Hanım kızımız ağzını büzerek cevapladı. "ya bilmemne abinin karakterinde olsun ama bilmemnenin tipinde olsun".

Aha dedim şimdi ağzına sıçacaklar.Öyle ya birine karaktersiz birine de tipsiz dedi.Yok abi; sıradan hepsi benzer cevapları verdi. Biri de "ulan pavyon kırması ben karaktersiz miyim?" demedi.Nasıl bir et pazarı yaratmışsınız nasıl bu kadar angutu bir araya toplamışsınız be hacı!

İlk gençlik yıllarımda baba'da para da bok.Sıkılmışız çılgın klüp eğlencelerinden, ilginç geldi bir kaç arkadaş pavyona gitmeye başladık.Aha da orada çalışanların birebir aynısı.


Adını bilmiyorum gogılda aday diye arattım çıktı.Bu oranın en popüleri.Daha 19 yaşında.19 yaşında yüzünde 2 kilo makyaj ve mini mini kıyafetleriyle orada koca arıyor.Şimdi bizim memleket normlarımızca 19 yaşında ki biz kızın baya baya, konsomatris gibi ekrana çıkıp koca araması normal kabul edilmeye başlamışsa; ben bazı blogçu hanım ablalara gereksiz yükleniyorum kafamda.

Sonuçta biri ekranda kıyafetiyle seni yatakta uçururum diyor;okumuşu da blogda,twitter'da "mert'ten ayrıldım,kıvanca bağlandım" "doğru adamı ararken ipin ucu kaçmış bi bakmışım 76 kişiye vermişim o derece tecrübeliyim" diyerek koca arıyor.

Hakkaten toplumsal görgüsüzlük sadece bana mı batıyor?









Pis Tacizci!

Posted by Korhan Korman | Posted in , , , , , , | Posted on Pazar, Kasım 25, 2012

2








Son günlerde özellikle yandaş denilen medya’da bir linç kampanyası var. Chp grup başkan vekili Muharrem İnce bir kadını taciz etmekle suçlanıyor. Bu suçlama ne zaman yapıldı? İnce Bülent Arınç’ın sorumlu olduğu Trt ile ilgili gensoru verdiğinde.



Muharrem İnce son dönemlerde akp tayfasının en sevmediği isim. Neredeyse her gün kurulu bir akp tezgahını bozuyor.Bu ülke’de bir politikacının “Amerika’nın canı cehenneme” dediğini pek duyamayız. Özellikle akp hükümeti Amerika’nın ortadoğu’da ki taşeronudur.

Gene Amerika’nın Bop planı çerçevesinde Esad’ı devirmek istemesine maşa oldukları günlerde balık hafızamızla unuttuğumuz diyaloglara şahit olduk. Bu diyaloglar yaşanmadan neler olmuştu hatırlamamız gerekirse;

Rte can ciğer olduğu,ailece görüştüğü,ortak bakanlar kurulu topladığı, “Kardeşim” dediği ve sınırları tamamen açtığı Beşar Esad ile ters düşmüştü.

Gece huzurla yatağına yatmış,sabah kalktığında bir anda “Kardeşi” nin diktatör olduğuna;halkına zulmettiğine karar vermişti.

Ortadoğu’nun yıldızı,zalimin can düşmanı Rte için bu kabul edilemez bir durumdu. O ki ezilen halkların baş koruyucusu o ki ülkenin gelmiş geçmiş en dindar en Müslüman adamıydı.

Halk olarak bu hızlı geçişi anlayamadık.

Bir sabah kalktık ki;

Hesabını soramadığımız; Türkiye tarihinin en yüksek örtülü ödeneğinden adamın memleketindeki teröriste gani gani para akıtıp silah yolluyoruz.

Ne kadar ipsiz sapsız,çapulcu varsa kucak açıp ev,okul,para veriyoruz.
Adamın adı bile bize batmaya başlamış ki baba,oğul 50 yıllık Esad’ı Esed yapmışız.
“Özel” seçilmiş paşalarımızla bir de adama savaş açma niyetindeyiz.

O sırada bizim ülke’miz de günde 10 evladımız katlediliyor.
O sırada çocuklarımızı katledenleri kaldıkları villa’da ziyaret edip bir istekleri olup olmadığını soruyoruz.
O sırada bir rekora imza atıp Dünya’nın en pahalı benzinine ulaşmışız.
Tam o sırada öyle bir elektrik ve doğalgaz zammı gelmiş ki,kışı nasıl geçireceğimizi düşünüyoruz.
Ülke’nin sıradanlaşmış gündemine göre her gün sokakta bir kadınımız öldürülürken,harç protesto eden öğrenciler dayak yiyor sonra da senelerce zindana atılıyor.

Türk ordusu hapsedilmiş,sehven sehven ırzına geçiliyor.Aydın’ı,yazarı saymıyoruz onlar ağır terörist zaten.

Tüm bunlar yaşanırken -neden bilmiyorum- bir anda oturduğumuz yerde Suriye ile savaşa giresimiz gelmiş.O ara içimden “Esad’ın da Suriye’nin de canı cehenneme.Bana ne ulan!” demişim.

Kalpler bir olsa gerek bunu anlı,şanlı koskoca meclisimizde 1 kişi daha dile getirdi. Çıkıp “Esad’ın canı cehenneme,Amerika’nın canı cehenneme ben Türkiye’den yanayım” dedi.

Diyen de ne hikmetse tacizci denilen Muharrem İnce.Hani yandaş medya’da her gün tacizci diye haberleri çıkan,hani ülke’de kimsenin bir icraatını bilmediği ama sürekli ağlarken gördüğü Bülent Arınç beyefendi tarafından -belgeli trt’rezaleti sorulduğunda- ortaya sürülen Muharrem İnce.

Hani “siz Türkiye’den yana mısınız Obama’dan yana mı?” diye soran Muharrem İnce.

Hani 29 Ekim kutlamalarına gitmesi izin verilmeyen halkın gece yarısı koştuğu Muharrem İnce.

Vay tacizci vay!

Sayın ağlak beyefendi konuşmasında “chp’li kadın vekillerin yerinde olsam o adamın yanında oturmam” demişti ya;
Biz ne eşekmişiz de bu adamların kadına verdiği değeri,tacize ne kadar karşı olduklarını anlamamışız. Doğru ya Muharrem İnce yüzünden bu memlekette;

Günde 1 kadın kocası,sevgilisi,akrabası,yüz vermediği adam v.s v.s v.s tarafından öldürülüyor.
Kadına şiddet Muharrem İnce yüzünden on sene de %1400 arttı.
Hain Muharrem İnce minnacık çocuklara tecavüz eden kelli felli adamları mahkeme de salıp;halaylarla karşılatıyor.
Milletin kürtajına kadar karışan da Muharrem İnce zaten.
“Okumak istiyoruz” diyip okula gitme amacı sadece türbanıyla kapıdan girip 3 çocuk hayali kuran, dar pantolonlu,hiper makyajlı kızlarımızı da Muharrem İnce yarattı.
Kadını tek hatırladığı yer başını örtmek ve oy verdirmek,sonra’da eve kapatıp yavrulamasını istemek olan da Muharrem İnce değil mi?

Evet ya düşününce; ben de kadın vekillerin yerinde olsam bu adamın yanında oturmam. Ne kötü adammış bu Sayın İnce!
En iyisi biz de oturduğumuz yerde kınayalım bu adamı.Kınarken ve canımız sıkılmasın diye çekirdeklerimizi çitlerken de;

“Ben Gürcü’yüm” bile demiş ama hayatında bir kez olsun “Ben Türk’üm” dememiş,
Senenin yarısını yurtdışında geçiren,
Yahudi İsrail’den ilk defa Yahudi olmadığı halde “onur ödülü” alan,
1500 korumayla aralarına karışacak kadar halkını seven,
Mister Obama’ya seçildiğinde ilk tebrik telefonunu açan,
Ülke’nin doğusunu “Kürdistan”olarak gösteren Bop haritalarının eşbaşkanı olan,
400 milyon dolara uçak,500 milyon dolara saray alan,

Adamı başkan seçmenin yollarını tartışalım!

Maazallah “hayır” falan dersek herhangi bir eli kanlı teröristin tanıklığıyla zindanlarda çürümek var. Maazallah birinin canı ister de bize “tacizci” der ondan sonra yandaş medya tarafından linç edilmek var. Ondan sonra sen ister “dokunulmazlığımı kaldırın,beni kendi mahkemelerinizde yargılayın” diyecek kadar mert ol.Bu ülke’de sökmez bunlar.Bu halk Atasözlerine sahip çıkar.Nedir? Deveye Diken,Türk’e ….




İkinci Kedi Ve Hayat

Posted by Korhan Korman | Posted in , , , , , , , , , | Posted on Cumartesi, Eylül 15, 2012

6




Evimizde artık bir kedi daha var. Aslında bu kedi aylardır var ama her zamanki gibi kıçımı kaldırıp yazmadığım için bilmiyorsunuz. Tabi burada "ulan ibiş bebesini öven plaza anası gibi oldun" derseniz içimden hak veririm. Ha bunu yorumda dile getirirseniz yayınlayanı ..sinler o derece yani!





Dün kanepede her zaman ki Banu Alkan yatışımı yaparken yazacak bir konu geldi aklıma. Tabi dün dündür bugün bugündür (binaenaleyh) olduğu için ben haliyle dün yazayım dediğim konuyu unuttum. O yüzden de kedi diye başlıycaz gerisi nasıl gelecek ben de bilmiyorum.

Kesin kararlı olduğum tek şey politika yazmıycam bu yazıda. Hayır gayet eğlenceli başladığım şey nasıl Tayyip'e geliyor ben de anlamıyorum.Şu an bile içimde kımıl kımıl eden bir Tayyip,İdris Naim,Ömer Dinçer üçlüsü var. (komedi dans üçlüsü) Ama yoo dostum yoo yazmıycam.

Ilık bir ilk bahar akşamüstü evime doğru yürürken gördüm onu. Aynı ağacın altında sümüklü bir oğlan çocuğunun elinden tutmuştu.Yok lan bu başka hikaye kedi'yi yazıyorduk. Hah eve doğru girerken canhıraş miyavlamalar duydum. Önce yoluma gitmeyi duymazdan gelmeyi düşündüm ama o kadar içli miyavlıyordu ki; ağladığını anlamak zor değildi. Baktım elim kadar bir şey. Daha yanına gider gitmez bacaklarıma yapıştı. Perişan görünüyordu. Önce sevip bırakmayı düşündüm ama vicdan işte olmuyor. Hadi dur bari veterinere götüreyim oradan sonra bırakırım dedim. Tüyler sefil halde,üzerinde pireler duble yol yapmış,açlıktan ölmek üzere. "Veteriner'de çok güçsüz yaşaması mucize" diyince bari garajda bir kaç gün besiye çekeyim sonra geri sokağa salarım dedim.Gel gör ki 3'de 1 i bile kullanılmayan koskoca garajda el kadar hayvan birilerine batmış olmalı ki geri sokağa atmışlar. Batmış olmalı diyorum çünkü yapılış anını görmedim.Sadece daha sonra binanın bahçesinde herkesin duyabileceği şekilde, kediyi sokağa atanın annesi ile ilgili bir kaç iddiamı dile getirdim. Olayı kimse üstlenmedi ama adamlar da haklı.Kim annesine o mesleği yakıştırır ki?

Daha sonra sokaklarda aramaya başladık ve tesadüf eseri bir kaldırım taşının üzerinde yarı baygın bulduk. "Bari evin balkonunda bakalım biraz toparlansın sonra geri sokağa bırakırız" dedik.Bu arada bilmeyenler olabilir;evde zaten bir kedi mevcut - Kediyle Yaşamak - bundan dolayı almakta tereddüt ettik.

Sağa sola da "elimizde çok şaane kedi var tam sevmelik v.s" diye haber saldık ama maalesef ülke'mizde hayvana ev bulmak çok zor.Sadece bir ara kedisever manita (uçaksavar top der gibi) yapan Vitaminsiz Kerim "ben alayım" dedi ama o ara biz hayvanceğize bağlanmıştık.Zaten manita'da Kerim'i terketti. (sorsan ilişki yürümüyordu,işte açmazlarımız vardı falan der ama bence yüzde yüz yedi tekmeyi) (neyse) Hem hayvana "Hayri" diye isim koymak istiyordu.Hayri diye kedi ismi mi olur? Benim ilk tercihim "İsmail Hakkı"ydı. Sonra bir süre "lahmacun" dedim ama o da kamuoyundan yeterli desteği alamadı. En nihayetinde kedi'nin adı Turşu oldu.

Artık evde iki kedi var. Biri büyüdü olgunlaştı derken biz gene filmi başa sardık. Hala huzurlu uyku uyuyamıyoruz keza bu sefer de mamaları ayrı, birbirlerininkini yememeliler.Küçük olan üzerimizde tepiniyor falan. Bu arada Turşu erkek. İsimlerden anlayamamış olan varsa diye belirteyim. Gerçi ben belirtmeden anlaşılmadıysa da o anlamayan angut nefes almasın ve benimle aynı oksijeni tüketmesin lütfen. Sanki biraz ergen kız cümlesi gibi mi oldu ki lan? "Ay öl yaneeeeee" gibi. Karakter farklılıkları tabi ki var. Misal Maggie Simpson (6 kiloluk bir dana olan ilk dişi kedi) büyüdükçe karaktersizleşirken Turşu Varoş'tan alınmış çocuk garibanlığında.Laftan anlıyor,"yapma" dediğini yapmıyor,uysal falan. Gene de hiper enerji tabi ki mevcut. Bu arada şunu anladım ki kedi milletinde kesinlikle battaniye,yorgan v.b gibi cisimlerin içindeki kabarıklığa pati atma veya ısırma hastalığı var.Şundan söylüyorum; erkek okuyucularım evde donla dolaşma huyunuz varsa yatarken falan dikkatli olun. Biri ısırır biri pençe atar ne makus kaderim varmış lan!

Birbirlerini ilk gördükleri an eğlenceliydi. Maggie "bu ne lan" der gibi baktı.Turşu o ana kadar mutfak balkonunda yaşamış olduğu için özgürlüğüne kavuşan bir adamın mutluluğuyla baktı. Fotoğraf o zamandan.



Şimdi boğuşuyorlar falan ama genelde oyun amaçlı.Bende de bir değişiklik yok. 1 sene önce çektiğim fotoğraf ile şimdiki arasında tek değişiklik sakallarım olmuş.O zaman top sakalım vardı şimdi Hizbullah sakalım var. Kedi yenilenmiş gibi..Ha Maggie ile çektiğimizde giyiniktim bunda altım çıplak o yüzden çakma sarışının facebook profil fotosu gibi üstten ama bu da ufak bir ayrıntı.Siz ona buzdağının görünen kısmı gözüyle bakabilirsiniz. 






Niye ördek tecavüzcüsü gibi poz verdim ben de bilmiyorum.Hava sıcaktı ondan kötü etkilenmişim tahminimce. Dur bakayım belki daha insana benzediğim bir tane vardır.






Fotoğrafı eklerken farkettim,arkadaş bende bildiğim amazon yağmur ormanı gibi kaş varmış. Yaşlanınca emekli albay kaşı gibi yukarı doğru da kıvrılır belki.Daha iyi anlatmak için temsili bir resim koyayım dedim ama bu resmi gogıl'a nasıl soracağımı bilemedim. Yani "emekli albay kaşı" gibi bir arama yapıcam,sonra bir yerlere düşücem,düştüğüm yer gogıl analitiks gibi bişi kullanıyorsa "heuhe mala bak ne diye arama yapmış" diyecek.Nasıl ki ben "ördek götü,+rus pij porno film,kuku porna,bakkal çıragının hart porno,dörbanlı porno, damat ördek" aramalarını yapıp buraya gelenlerle dalga geçiyorsam;elin adamı da aynısını bana yapacak. Bi dakka lan! "Ördek götü ve damat ördek" daha önce dikkatimi çekmemişti.Ulan resmen felaket geliyorum demişte ben engel olamamışım.Üzüldüm şimdi..Sağlıcakla..

Üç Fidan

Posted by Korhan Korman | Posted in , , , | Posted on Pazar, Mayıs 06, 2012

1








Altmış Sekizinci Tablet, Deniz – 1

İyi bakın resmimize, görebiliyor musunuz bizi?
Görebiliyor musunuz, halimizdeki halinizi?
Yüzümüze güneşin vuruşu, toprağa vurur,
Görebiliyor musunuz, buğdayın dalgalanışını?
Çok yakında gireceğiz dünya evine,
İyi bakın resmimize, nişan resmimizdir bizim.
İçimize ışığın akışı, Çukurova’ya akar,
Görebiliyor musunuz, pamuğun şahlanışını?
Anadolu’nun üç kızına nişanlandık biz.
Görüyor musunuz sırma saçlı özgürlüğü,
Kara gözlü bağımsızlığı, servi boylu kardeşliği?
Tören salonumuz, zafer meydanımızdır.
Görebiliyor musunuz, ruhun şeker dağıtışını?
Alnımıza dokunur, bahar ananın ipek dokunuşu,
Dokunur dağların dik duran gölgelerine,
Görebiliyor musunuz halkın bire bin verişini?
Taktık yüzüklerimizi ataların huzurunda,
Gözlerimizin ışığı, gözlerinizde hatıra kalsın.
Arkamızdaki taş duvar dürüsttür,
Puştluk almış yürümüş, duvarların arkasında.
Efendiler yenilecek ve çanakçıları da,
Boğulacaklar kemik parçalarıyla ya da kanda.
İyi baksın herkes, Mamak’taki ayaklanışa,
Duruşumuz, isyanın esas duruşudur.
Sıkışan insanlığın yanında olalım diye,
Nasıl diklenirse hayat yeni doğanın dizlerinde,
Durmuş bakıyoruz buradan yüzlerinize.
Duvarın önünde Türkiye’nin özetiyiz biz,
Ölüm avlusunda sınanıyor aşkımız.
Bakıyoruz size, kırk yıldır ne haldesiniz diye,
Bir bardak su verdiniz mi şehitlere?
Sizden üç ricamız olmuştu, yapabildiniz mi?
İyi bakın dudaklarımızdaki gülümseyişe,
Sabah güneşi vuruyor yüreğimize, geniş mi geniş.
Ellerimiz arkamızda bağlı, biz bağladık.
Göğsümüze mayısın doluşu, vadilere doluşudur,
Görebiliyor musunuz Fırat’ın çalkalanışını.
Bırakın tespih çevirir gibi laf çevirmeyi artık,
Bulun doğrularımızı, oradan yürüyün,
Ülke için ileri akın, partide erisin varlığınız.
Bize gelmeyin, bizi yüceltmeyin, kavgaya gidin.
Yükselmek için sehpaya çıkmadık biz,
Asacaklarsa assınlar, dünyayı kaldırır ağırlığımız.

Hüseyin Haydar